fethiye habermuğlamuğla haberfethiye haberlerfethiyeden haberlerseydikemer haberhaber seydikemerhaber fethiyeseydikemerKaraçulhaKaraçulha DerneğiÇalışÖlüdenizMuğlaFethiye BelediyesiMuğla BüyükşehirMuskiPatlangıçMUTTAŞMUÇEPMuğla ÜniversitesiFethiye İşletme FakültesiFethiyesporfethiye haberlerkaraçulhaçamköyfethiye körfezifethiye belediyesifethiye kaymakamlığımuğla haberbeşkaza haberenflasyonemeklilikötvdövizakpchpsaadetmhpiyi
DOLAR
32,8997
EURO
35,8479
ALTIN
2.526,24
BIST
11.172,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Az Bulutlu
38°C
Muğla
38°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
35°C
Çarşamba Az Bulutlu
34°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
34°C
Cuma Açık
33°C

Çağın En Riskli 10 Hastalığından Biri Obezite

Çağın En Riskli 10 Hastalığından Biri Obezite
4 Mart 2024 15:48
0
A+
A-

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Murat Urkan, gelişen tıp teknolojilerinin obezite cerrahisini olumlu etkilediğini belirterek “Obezite cerrahisi riskli sanılıyor. Halbuki obezitenin kendisi ölümcül bir hastalık olduğu için tedavi edilmeyen obez bireyler yaşıtlarına göre 10-15 yıl daha erken hayatını kaybediyor” dedi.

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Murat Urkan, vücuttaki yağ kütlesinin yağsız kütleye oranla çok fazla artması anlamına gelen obezitenin sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve genetik yatkınlık gibi faktörlerden kaynaklandığını ve tip 2 diyabet, kalp ve damar hastalıkları, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, karaciğer yağlanması, eklem sorunları ve uyku apnesi gibi hastalıkların yanı sıra psikolojik sorunlara da yol açtığını söyledi. Obezitenin Dünya Sağlık Örgütü tarafından en riskli 10 hastalık içerisinde gösterildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Urkan, ülkemizde 15 yaş ve üstü obez bireylerin nüfusun yüzde 20’sini oluşturduğunu ifade etti.

Her obezite hastasının cerrahi yöntemlere uygun olmadığının altını çizen Doç. Dr. Urkan, örneğin mide küçültme ameliyatı için hastanın “morbid obez” tanımına uyması gerektiğini anlattı. Yani hastanın kilosunun değil, boy ve kilo değerine bağlı olarak hesaplanan ve standartları Dünya Sağlık Örgütü’nce belirlenen “vücut kitle indeksinin” belirleyici olduğunu dile getiren Doç. Dr. Urkan, “Vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olan morbid obez grubundaki hastalar ile VKİ 35-40 arası olduğu halde aşırı şişmanlığa bağlı tip 2 şeker hastalığı, hipertansiyon, uyku apnesi gibi sorunları olanlar da morbid obez olarak kabul ediliyor. Ayrıca obeziteye bağlı ‘yeni’ tip 2 şeker ve metabolizma bozukluğu olan ve VKİ’si 30 – 35 arasındaki hastalara da obezite doktorunun kararı ile ameliyat yapılabiliyor” dedi.

“Obezite cerrahisinde iki temel ameliyat yöntemi var”

Sadece bunun da yetmediğine değinen Doç. Dr. Urkan, obezite cerrahisi yapılabilmesi için hastaların en az 6 ay sürmek kaydıyla minimum 2 defa diyet tedavisi ile kilo vermeyi denemiş olması şartının arandığını söyledi. Bu diyetlerde başarısız olan morbid obez hastalar için ise en etkili tedavinin cerrahi seçenekler olduğunu ifade etti.

Obezite cerrahisinde temel olarak iki ameliyat yöntemi olduğuna değinen Doç. Dr. Urkan, “Bu yöntemlerden biri gıda emilimini bozan gastrik bypass ameliyatıdır. Diğeri ise gıda alımını kısıtlayan tüp mide ameliyatıdır. Obezite cerrahisinde sıklıkla uygulanan bu yönteme toplum arasında mide küçültme ameliyatı da denilir” dedi.

“Bypass yönteminde bağırsakların bir kısmı devre dışı kalır”

Tüp mide ameliyatında, tüm midenin yaklaşık yüzde 80’inin çıkarıldığını belirten Doç. Dr. Urkan, “Bu yöntem gıda tüketimini kısıtlamak esasına dayanır. Midenin büyük bölümü alınınca kalan kısım ince, uzun bir tüp şekline benzetildiği için ‘tüp mide ameliyatı’ olarak anılır. Bu ameliyatta çıkarılan mide bölümünden (Fundus) salgılanan iştah hormonu (Ghrelin) ve dolayısıyla iştah operasyon sonrasında önemli ölçüde azalır. İştahın azalması da bu yöntemin alameti farikalarındandır ve başarı oranını yükseltir” diye konuştu.

Ayrıca bu ameliyatın uygulandığı, ağızdan ilaçla tedavi gören diyabetikler ve hipertansiyon hastalarının kullandığı ilaçlara genellikle ihtiyaç duyulmadığını sözlerine ekledi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.