Fethiye Manşet

MORTIRNAKLAR SİSLER ARASINDAN, KARLAR İÇİNDEN GEÇEREK KARABELİ AŞTI

MORTIRNAKLAR SİSLER ARASINDAN, KARLAR İÇİNDEN GEÇEREK KARABELİ AŞTI
07 Ocak 2014 - 20:08 'de eklendi ve 51 kez görüntülendi.

Karabel  geçidini geçerken birden sislere daldı aracımız . Sapacağımız yolu son anda  fark edip Karabel mahallesine doğru ,ıslak, taşlı bir yolda  sisli orman içinde kayboldu servisimiz.

Aracımız tırmandıkça sis dağılmaya başladı. Güneş ışıklarının gördüğümüz ilk noktada durdurdum aracımızı.

        Araçtan inenler geldikleri yöne başlarını çevirdiklerinde . Muhteşem bir manzaraya dalı verdiler. Adeta bulutların üzerine çıkmıştık. Eren dağının zirvesinden karları teğet geçen güneş ışınları gözlerimizi kamaştırıyordu. Kısa bir hazırlıktan sonra 57 Mortırnak  zirveye doğru harekete geçmişti bile.

        Sisler içinde yürürken şair Atilla İlhan’ın Sisler Bulvarı şiiri geldi aklıma. Kimse duymadan biraz mırıldandım.

Elinin Arkasında Güneş Duruyordu
Aylardan Kasımdı Üşüyorduk
Ağacın Biri Bulvarda Ölüyordu
Şehrin Camları Kaygısız Gülüyordu
Her Köşe Başında Öpüşüyorduk

Gerçi aylardan Ocak’tı yerler ıslak ama üşüyorduk. Biraz yürüyüp rampalara ,patikalara kendimizi vurunca terlemeye başladık. Yer yer ağaç gölgelerinde güneş alamayan noktalarda kar kendini göstermeye başlamıştı bile. Rakım artıkça bitki örtüsü hemen değişmiş, Gelinlik kız gibi kısmen beyaza bürünmüş sedir ağaçlarına , ardıç ağaçları eşlik ediyordu.

         Fotoğraf çekmeye doyamayan Mortırnaklardan bir grubu beklemek için , çimleri kısmen kar kaplamış sedir ağaçlarıyla çevrili güneşli bir alanda meyve yeme  bahanesiyle mola verdik.

            Sırrı Efe geçidine doğru kısmen buzlaşmış kar üzerinde ilerlemeye başladık.              “Sırrı Efeden” kısaca bahsetmek gerekirse

 “Sırrı Efe Türküsü” araştırmacı Mehmet Ali Eren’in, TRT Halk Türküleri Sanatçılarından Fethiyeli Ahmet Günday’ın, “Dünden Bugüne Fethiye” adlı eserinden aldığını belirtti kaynağa göre, türkünün doğuşu şöyle olmuştur.
Fethiyeli Sırrı Efe, 1900 lu yılların başında Fethiye’ye bağlı o zaman Nahiye, günümüzde belde olan Kemer’de doğmuştur.
Sırrı Efe, Kemer nahiyesinde marangozluk mesleğini yapmaktadır.
Sırrı Efe, Seki beldesinde meydana gelen bir olaydan dolayı dağa çıkmıştır. Asıl nedeni de, Kemer Nahiye Müdürü ile arasının açık olmasındandır. Bir gün Sırrı Efe bahçesini sularken, komşuları olan ağanın karısı suyu keserek kendi bahçesine çevirir. Sırrı ikaz etse de, kadın aldırmaz.
Bu olay üzerine, Sırrı kadını döver. Kadın olayı büyütür. Sırrı’ın kaldıramayacağı hakaretlerde bulunur. Sırrı yaptığından pişman olsa da, gurur meselesi yaparak dağa çıkar. Dağda gezdiği sürece de, o yörede insanlara haksızlık yapanları öldürür. Aynı zamanda asker kaçağı olarak da aranmaktadır.
Bir gün Sırrı Efe, Dont köyünde kahvede otururken, içeriye tesadüfen iki jandarma girer. Sırrı Efe kendisini yakalamak için geldiklerini sanarak, paniğe kapılıp jandarmalardan birisini öldürür. Bu olayın ardından da,  Elmalı’ya giderek en çok güvendiği arkadaşı  Molla Hüseyin’in  evine sığınır. Ancak, Molla Hüseyin Sırrı Efe’yi ihbar eder.
Sırrı Efe kolluk kuvvetlerince yakalanır ve işkence edilir. Mahkemeye götürürken de, iç kanamadan yolda ölür. Daha sonra kafası kesilerek, Fethiye sokaklarında halka teşhir edilir.
Bu olay üzerine, yörede “Sırrı Efe Türküsü” yakılır. Türkünün sözleri karşımıza iki değişik şekilde çıkmaktadır. Ben size en çok okunan Türkünün sözlerini ileteyim

 

Elmalı’nın sıra sıra söğüdü, söğüdü oy,
Biz giderken yapracığı göğüdü vay,
Beş Kaza’da bir efe de türedi, türedi vay.
* * * * *
Aman Allah buna can mı dayanır, dayanır oy,
Sırrı Efem al kanlara boyanır, boyanır oy.
* * * * *
Elmalı’dan sıra sıra geldiler, geldiler oy,

Geldiklerinde Sırrı Efeyi buldular, buldular oy,
Galleşlikle bir yiğidi vurdular, vurdular.
* * * * *
Aman Allah buna can mı dayanır, dayanır oy,
Sırrı Efem al kanlara boyanır, boyanır,
Sırrı Efem al kanlara boyanır, boyanır oy.

Yolun kuzey kemsi tamamen buza dönmüş orman yolunda tüm ikazlarımıza rağmen bir iki arkadaşımız düşmekten kurtulamadı. Tepenin güney kısmına gelince adeta hava kıştan bahara dönmüştü. Sedir ağaçlarının arasında, hiçbir yol,patika olmadan  yürümenin , orman kokusunu içine çekmenin keyfi inan hiçbir şeyde yoktur sanırım. Niçin çevrildiği belli olmayan tel örgünün üzerinden atlayarak, bol güneş alan bir dere kenarına geldik. Burası daha önceki yıllarda dereden çağlayarak akan suya, hemen yanımızda ki demir oluktan akan su  eşlik ederdi. Kuraklığı ve Küresel ısınmanın boyutunu siz düşünün artık. Sofralar kuruldu , arkadaşların bir birlerine izzeti ikramdan sonra, çekilen grup fotoğrafıyla tekrar koyulduk vadi içinden yollara. Mermer ocaklarının yanından geçerken doğayı nasıl tahrip ettiklerine, dik yamaçları jilet gibi kestiklerine  şahit oluyorduk. On beş kilometrenin sonuna yaklaşırken kaptanımız ilhanın hazırladığı kahve kokusunu, sesini sonuna kadar açtığı müzik getiriyordu sanki. İçilen çay ve kahvelerin ardından dağıtılan Mortırnaklar takviminin eşliğinde ,huzurlu ,mutlu ve yorgun dönüyorduk Fethiye ye doğru.

Yazan ve Fotoğraflayan: Yusuf CERAN

img_7530_640x427 img_7550_640x427 img_7560_640x427 img_7578_640x427

Etiketler :
Bu Kitap Başucu Kitabıdır
SON DAKİKA HABERLERİ
Oscar Rent A Car
İLGİLİ HABERLER